Ağız Kokusu

Kötü ağız kokusu diş hekimliğinde halitosis olarak adlandırılır. Ağız kokusu ne kadar bakımlı olursanız olun, insanların sizden uzaklaşmasına yol açacak kadar ciddi bir problemdir. Hem özel yaşamı hem de sosyal yaşamı olumsuz olarak etkiler.

 AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ İKİ GRUP ALTINDA TOPLANIR:

Ağız kokusu %90 oranında ağız içi nedenlerden kaynaklanır.

Düzenli ağız bakımı yapılmazsa, yiyecek artıkları dişler arasında, dilin ve dişetlerinin üzerinde birikerek ağızda kalır ve bir süre sonra kokuya neden olur.
Sarımsak, soğan gibi kötü kokulu yiyecekler yendiğinde, vücut bu gıdayı elimine edene kadar kötü koku ortadan kalkmaz.
Dişeti hastalığı sonucu meydana gelen derin dişeti ceplerine tam olarak ulaşılıp temizlik sağlanamaz. Bu cepler ağız kokusuna neden olur.
Ağızda bulunan çürük dişler, taşkın ve komşu dişlerle kontağı olmayan dolgular, anormal diş temasları ve diş morfolojisinin kaybı, yiyeceklerin bu bölgelerde birikmesine neden olarak ağız kokusu oluşturur.
Uyumsuz ve kötü kullanılan protezler ağız kokusuna neden olur.
Ağız içindeki tümörler ağız kokusuna neden olabilir.
Ağız kokusu sosyal yaşamda oldukça rahatsız edici bir durum olduğu için ihmal edilmemelidir. Zira ufak müdahalelerle bu sorundan tamamen kurtulabilirsiniz.

 AĞIZ KOKUSUNDAN KURTULMAK İÇİN;

*Ağızdaki dişeti hastalıkları ve diş çürükleri tedavi edilmelidir.
*Ağız ve diş sağlığına dikkat edilmeli, günde en az iki kez florürlü bir diş macunu ile dişler fırçalanmalı ve günde bir kez dişipi kullanılmalıdır. Diş fırçalama sırasında dilin de fırçalanması gerekir.
*Kullanılan protezlerin bakımına özen gösterilmelidir.

Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahalelerden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz, diğer sebepleri de araştırmak gerekir.

 AĞIZ KOKUSUNUN AĞIZ ORTAMI DIŞINDAKİ SEBEPLERİ İSE ŞUNLARDIR:

*Sinüs, bronş ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar ağız kokusuna neden olur.
*Şeker hastalığında ağızda asetona benzer bir koku oluşur.
*Karaciğer ve böbrek yetmezliği ağız kokusuna neden olur.
*Metabolik bozuklukların da ağız kokusuna neden olabileceği belirtilmiştir.
*Özellikle çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı olarak sabahları ağız kokusu görülebilir.
*Diyet yapanlarda ve oruç tutanlarda düzensiz yemek yemeye bağlı olarak ağız kokusu oluşabilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Köprü

Köprü, bir yada dafa fazla dişin kaybedilmesi durumunda, oluşan bu diş boşluğunun, ağızda bulunan dişlerden destek alınarak doldurulması yöntemidir.

 NEDEN KÖPRÜYE İHTİYAÇ VARDIR?

Kaybedilen tek bir dişin bile ağız sağlığı ve bütünlüğü ve estetik görüntü için ne kadar önemli olduğu tartışılmaz. Dişlerimizi konuşurken, çiğnerken, gülerken sürekli kullanırız. Köprü aynı zamanda dudak ve yanağı destekleyerek yüzün doğal şeklinin korunmasını sağlar. Eksik olan dişler yüzünüzü olduğundan daha yaşlı ve yıpranmış gösterir. Her bir diş, çene içerisinde bir diğerini tamamlayacak şekilde çene içerisinde yerini almıştır. Erken diş kaybı sonrasında, zaman içerisinde komşu dişler kayıp dişin neden olduğu boşluğa doğru hareket eder. Bu hareket sonucunda kapanış bozuklukları ve dişeti problemleri ortaya çıkar. Ayrıca, ağızda eksik dişin bulunduğu tarafla yeterince çiğneme yapılmaması, zamanla çene eklemlerinde patalojik durumlar oluşmasına neden olur.

  KÖPRÜ NASIL HAZIRLANIR?

Çekilmiş diş boşluklarının önündeki ve arkasındaki dişlerde aşındırma ve preparasyon yapılır. Bu aşındırma daha çok bu dişlerdeki çürük ve dolgu alanlarını kapsar.

Hazırlanan dişlerin üzeri kaplanır ve bu dişlerden destek alınarak eksik diş boşluğu yerine, seçilen materyale göre porselen yada akrilik dişler yerleştirilir ve çekim boşlukları doldurulur.

Ağızda köprü ayağı olarak kullanılabilecek yeterli sayıda diş bulunmuyorsa veya mevcut dişler gerekli desteği sağlamıyorsa, implant yerleştirilerek gerekli destek sağlanır.
 
KÖPRÜ MALZEMELERİ

Köprülerin alt yapısında, altın alaşımlarından titanyuma kadar çeşitli metaller kullanılabilir. Üst yapıda ise, günümüzde kullanılan en estetik materyal porselendir.

KÖPRÜLERİN TEMİZLENMESİ

Nasıl ağızdaki sağlıklı dişlerin fırçalanıp, temizlenmesi gerekiyorsa, köprünün de fırçalanıp temizlenmesi gerekir. Diş fırçalamanın yanısıra, köprü altı ipi de kullanmanız gerekir. Özellikle altı ayda bir mutlaka köprüleriniz kontrol edilmelidir. Bir köprü restorasyonu ne kadar fonksiyonel ve estetik yapılırsa yapılsın, gerekli bakım ve özen gösterilmediği taktirde, destek dişlerde oluşacak plak birikimi sonucunda diş eti çekilmesi meydana gelebilir. Bu durum köprünün yenilenmesini gerektirecektir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Kanal Tedavisi

Hiçbir yapay diş doğal dişin yerini tutamaz. Bu nedenle diş hekimliğinde amaç dişlerin sağlıklı bir şekilde ağızda kalmasını sağlamaktır.

Uygulanan tedaviler sırasında mümkün olduğunca diş canlı olarak korunmaya çalışılır. Ancak diş pulpasının canlı olarak tedavi edilip korunması mümkün değilse, kanal tedavisi uygulanır. Kanal tedavisinde dişin sinir dokusu çıkartılarak, bu boşluk şekillendirilir, mekanik ve kimyasal olarak temizlenir ve kök ucuna kadar kanal dolgu maddeleri ile doldurulur.

 HANGİ DURUMLARDA DİŞ PULPASININ CANLI OLARAK TEDAVİ EDİLİP KORUNMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR?

Dişteki çürük tedavi edilmediği takdirde zamanla ilerleyerek dişin sinirine kadar ulaşır ve pulpanın iltihaplanmasına neden olur.

Pulpa iltihabı, zaman geçtikçe yavaş yavaş pulpanın nekrozuna-ölmesine neden olur. Nekroz, travma sonucunda da nekroz gelişebilir. Ani travmalara bağlı olarak kök ucundan giren damarlarda meydana gelen kopma, çatlama veya sıkışma sonucunda pulpa beslenemez ve bir süre sonra nekroze olur. Belirli bir süre sonra mikroorganizmalar nekroze pulpanın içinde üremeye başlarlar. Zamanla mikroorganizmalar kök etrafındaki dokuları da etkileyerek kök ucunda iltihap oluşmasına neden olur.

Periodontal hastalıklarda oluşan dişeti ceplerine bağlı olarak dişin içindeki yan kanallar vasıtasıyla pulpa etkilenebilir.
Yukarıda saydığımız durumlarda diş pulpasının canlı olarak korunması mümkün değildir. Bu nedenle kanal tedavisi uygulanır.

 KANAL TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

Ağrı ve acı hissetmenizi engellemek için, uygun anestezi ile dişte uyuşukluk sağlanır.
Dişteki çürük temizlenerek dişin sinirine ulaşılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir.
Kanal boyunu tespit etmek için dişinizin içine kanal aleti yerleştirilerek röntgen alınır. Kanal boyu rehberliğinde, kök ucuna kadar kanal şekillendirilir. Mekanik olarak ve uygun kimyasallar kullanılarak bütün artıklar ortamdan uzaklaştırılır.
Tam iyileşme gerçekleşene kadar seanslar arasında kanalın içi ve diş geçici dolgu maddeleri ile kapatılır.
Tamamen iyileşme sağlandıktan sonra, kanal uygun dolgu maddeleri kullanılarak, kök ucuna kadar doldurulur.
Kanal tedavisi tek seansta tamamlanabileceği gibi dişin durumuna göre birkaç seans da sürebilir.

 KANAL TEDAVİSİ YAPILMAZSA NE OLUR?

Çürük, travma veya periodontal hastalık nedeniyle diş pulpasının hasar gördüğü durumlarda diş canlılığını kaybeder ve zamanla enfeksiyon bütün dişe yayılır. Diş bu durumda tedavi edilmezse, enfeksiyon kök çevresindeki dokuları etkileyerek, kemiğin o bölgede erimesine neden olur. Kemikte oluşan bu boşlukta apse meydana gelir. Apse, şişlik ve ağrı ile birlikte seyreder ve diş kısa zamanda kaybedilir.

 KANAL TEDAVİSİ YAPILAN BİR DİŞİN ÖMRÜ NE KADARDIR?

Kanal tedavisi uygulanmış bir diş canlılığını kaybettiği için her ne kadar daha zayıf olarak görülse de, iyi bir şekilde restore edilirse ve kişi yeterli ağız hijyenini sağlarsa ömür boyu ağızda kalabilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

İmplantlar (Diş Ekimi)

Yirmibirinci yüzyılda diş hekimliğinde en çok çalışılacak olan protez tedavi metodu diş implantlarıdır. Diş implantlarının doğal dişlere en uygun alternatif olması, hareketli protezlere göre daha iyi konuşma ve çiğneme fonksiyonu sağlaması en önemli özellikleridir.

DİŞ İMPLANTI NEDİR?

Diş implantları ağızda eksik olan dişlerin yerine konması amacıyla, özel materyallerden hazırlanan, yapay diş kökleridir. İmplantlar çene kemiğine basit bir operasyonla yerleştirilmektedir.

İMPLANTLARIN ÖMRÜ NE KADARDIR?

Günümüzde otuz yılı aşkın klinik takipleri yapılan implantlar bulunmaktadır. Teknoloji ilerledikçe, her geçen gün yani materyaller kullanıma sunulmaktadır. Çene yapınıza uygun implantın seçimi hakkında doktorunuz sizi bilgilendirecektir.

 DİŞ İMPLANTI UYGULAMASININ SINIRLAMALARI NELERDİR?

İmplant genel sağlık durumu iyi olan her hastaya uygulanabilir. Kemik gelişimi tamlanmamış genç bireylerde tercih edilmemektedir. Diş implantlarının uzun ömürlü olabilmesi için, etrafında belirli kalınlık ve boyutta sağlam çene kemiği bulunması gerekir. İmplant uygulaması için üst yaş limiti yoktur.

 OSSEOİNTEGRASYON

Diş implantlarının çiğnemeyle oluşan basınçlar karşısında sağlıklı olarak kalabilmesi için, çene kemiği ile tam bir uyum içinde bulunması gerekir. Yerleştirilen implantın çevresinin tam olarak kemikle sarılması osseointegrasyon olarak adlandırılır. Osseointegrasyon için, operesyon türü, bölgesi, hastanın yaşı ve sağlık durumuna göre operasyondan sonra en az 3, en fazla 6 ay gibi bir süre gereklidir. Bu süre tamamlanınca, uygun implant üstü protez yapılır.

 DİŞ İMPLANTININ YERLEŞTİRİLMESİ

Diş implantı yerleştirme operasyonu, uygun bir anestezi kullanılarak yapılır, hasta herhangi bir ağrı duymaz. İmplantın yerleştirildiği gün hissedilen sızı da, alınacak basit ağrı kesicilerle önlenebilir ki bu sızının diş çekiminden sonra duyulan sızıdan farklı olmadığı gözlemlenmiştir.

 İMPLANTLARIN BAKIMI

Diş implantlarının uygulanmasından sonra hasta tarafından temizliği tedavinin bir parçası olarak görülmelidir. Vücuda göre yabancı cisimler olduğu düşünülürse, diş implantlarının bakım, temizlik ve kontrollerinin doğal dişlere göre daha fazla önem arz ettiği aşikardır. İmplant üstü kullandığınız proteze göre, uygulayacağınız temizlik ve bakım, doktorunuz tarafından size anlatılacaktır.

 DİŞ İMPLANTLARI ÜZERİNE UYGULANACAK PROTEZLER

İmplant üzerine yapılacak protez dişler, tıbbi zorunlulukları yerine getirecek koşullar mevcut ise, sizin ihtiyacınız ve isteğiniz doğrultusunda, hem hareketli hem de sabit olarak uygulanabilmektedir. Kaybedilen her diş için bir tane diş implantı yerleştirilmesi gerekmez. Çoğu zaman bir diş implantı köprü ayağı olarak kullanılarak, eksik olan iki yada üç dişin vazifesini görebilmektedir. Size uygun protez ve implant planlaması, yapılan tetkikler ve röntgen incelemesinden sonra doktorunuz tarafından anlatılacaktır.

 İMPLANT TEDAVİSİNDE OLUŞABİLECEK RİSKLER

İmplant operasyonlarında, ağız içinde uygulanan cerrahi işlemler de rastlanabilecek risklerin dışında bir risk söz konusu değildir. Bunlar, erken zamanlarda enfeksiyon ve allerji kreaksiyonlar, sonraki dönemlerde ise, ağız hijyeninin yerine getirilmemesine bağlı olarak ortaya çıkacak problemlerdir. Erken dönemde ortaya çıkan sorunlar operasyondan sonra uyulması gereken kuralların yerine getirilmesi ile, geç dönemde ortaya çıkan sorunlar ise ağız bakımına dikkat edilmesi ile en düşük seviyeye indirgenir.

Vücudun implantı reddetmesi durumunda (araştırmalara göre %3.89), diş implantı diş çekimine benzer bir işlemle çıkarılmaktadır. Çene kemiğinin iyileşmesini takiben ya tekrar implant uygulanır, ya da klasik tip protezlerle bölge restore edilir.

 DİŞ İMPLANTLARININ AVANTAJLARI

Daha estetik bir görüntü elde edilir.
Hareketli protez kullanımı zorunluluğu ortadan kalkar.
Dişsiz ağızlarda bile sabit protez kullanma şansı ortaya çıkar.
Yeterli kemik desteği olmadığı için oynayan hareketli protezlerde, gerekli tutuculuk sağlanabilir.
Üst total protezlerin damağı kapatan tasarımından dolayı oluşan tad alma duyusunun azalması ve mide bulantısı gibi sorunlar ortadan kaldırılmış olur.
Daha iyi bir çiğneme fonksiyonu ve buna bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme sağlanır.
Kişi özgüvenini geri kazanır. 
 
DİŞ İMPLANTLARININ DEZAVANTAJLARI

İmplant materyallerinin yüksek teknoloji ile üretilmesi ve kullanılan malzemelerin ithal olması nedeniyle, maliyeti klasik protezlere göre daha yüksektir.
Protez uygulanabilmesi için implantın osseointegrasyonu beklenir.
İmplant yerleştirildikten sonra ağız bakımı ve temizliğine özen gösterilmesi gerekir.
Hastanın genel sağlık durumunu etkileyen ciddi bir rahatsızlığının olmaması gerekir. (Kontrol edilemeyen şeker hastalığının bulunması gibi)

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Gülümseme Testi

Ağız yüzün odak noktalarından biri olduğu için, gülüşümüz kendimizi ifade etmemizde ve insanlar üzerinde bıraktığımız etkide büyük rol oynar. Çekici bir gülümseme size pekçok kapıyı açabilir ve engelleri ortadan kaldırabilir. Ancak eğer gülüşünüzden memnun değilseniz, kendinize güveninizin düşük olduğundan yakınırsınız. Bu durum hem imajınızı, hem de diğer insanlarla iletişiminizi etkileyecektir.

Gülümsemenizle mutlu değilseniz, belki de yeni bir gülümsemenin tam zamanıdır. Aşağıdaki kişisel analiz bu kararı vermenize yardımcı olacaktır.

 1- Gülümsemeniz konusunda kendinize güveniyor musunuz?

2- Gülerken elinizle ağzınızı kapatır mısınız?

3- Sizden daha güzel bir gülümsemeye sahip olduğunu düşündüğünüz biri var mı?

4- Modeller kadar çekici bir gülümsemeye sahip olmak ister misiniz?

5- Aynada gülümsemenize baktığınızda dişlerinizde ve dişetlerinizde herahngi bir bozukluk görüyor musunuz?

6- Dişlerinizin daha beyaz olmasını ister misiniz?

7- Dişetlerinizin görünümünden memnun musunuz?

8- Gülümsediğinizde çok fazla veya çok az sayıda mı dişiniz görünüyor?

9- Gülümsediğinizde çok fazla veya çok az miktarda mı dişetiniz görünüyor?

10- Dişleriniz çok dar veya çok geniş mi?

11- Dişlerinizin şeklinden memnun musunuz? 
 
Eğer yukaridaki soruların büyük bir kısmını evet olarak cevaplandırdıysanız, estetik diş hekimliğindeki gelişmeler hakkında bilgi almanızı öneririz.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Dolguları

Diş çürükleri tespit edildikten sonra, zaman kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Diş çürüklerinin tedavisi dolgu ile yapılır. Dolgu, çürüğün temizlenmesini takiben, estetik ve fonksiyonun sağlanabilmesi amacıyla, oluşan boşluğun uygun maddelerle kapatılarak, dişe çürümeden önceki doğal biçimini vermeye yönelik bir uygulamadır.

Kullanılacak dolgu maddesi seçilirken dişin konumu ve işlevi gözönünde tutulur. Çiğneme işlevi temel olarak azı dişleri bölgesinde gerçekleştiği için, bu dişler daha fazla basınca maruz kalır. Bu nedenle azı dişlerine dolgu yapılırken, ön dişlere göre daha dayanıklı dolgu maddelerinin kullanılması gerekir. Ön dişlerde ise, mümkün olduğunca dolgunun fark edilmemesi için, dişin rengiyle uyumlu renkte bir dolgu maddesi tercih edilir.

 AMALGAM DOLGULAR

Amalgam dolgular, gümüş dolgular olarak da bilinir. Amalgam, gümüş, kalay ve bakır alaşımının civa ile karıştırılması sonucu elde edilir. Amalgam dolgular yaklaşık 150 yıldır kullanılmaktadır.

 Amalgam Dolguların Avantajları:

En ucuz ve en uzun ömürlü dolgu maddesidir.
Diğer dolgu maddelerine göre daha kısa zamanda uygulanabilir. 

Amalgam Dolguların Dezavantajları:Estetik değildir.
İçindeki civaya karşı allerji söz konusu olabilir.
Amalgam dolgunun içeriğindeki civa konusunda tartışmalar mevcuttur. Ancak, civa amalgamın içindeki diğer metallerle birleştiği için, kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Amalgamın sertleşmesi ortalama 2 saat sürdüğü için, amalgam dolgunun yapımını takiben, 2 saat süreyle birşey yenmemesi gerekir. Bu süre geçmeden birşeyler yenirse, dolgu tam sertleşmediği için, üzerine gelen kuvvet sonucunda kırılabilir.

Amalgamın üzerinde zamanla korozyon tabakası oluşur. Bunu önlemek için, amalgamın cilalanması gerekir. Ancak cila işlemi dolgu yapıldıktan 24 saat sonra gerçekleştirilebilir.

Ağızda fazla miktarda amalgam dolgu mevcutsa, çatal gibi bir metal ağızdayken elektriklenmeden dolayı hassasiyet söz konusu olabilir. Eğer hassasiyetin bu nedenle oluştuğu kesin olarak tespit edilebiliyorsa, metal olmayan bir dolgu maddesi ile değiştirilebilir.

KOMPOZİT (DİŞ RENGİ) DOLGULAR

Kompozit dolgular diş renginde oldukları için, beyaz dolgu olarak da adlandırılırlar. İlk geliştirildiklerinde sadece ön dişlerde kullanılabilmelerine karşın, zamanla çiğneme kuvvetlerine dayanıklılığı arttırılıp, aşınma miktarları azaltıldığı için, artık arka dişlerde de kullanılabilmektedir.

Kompozit Dolguların Avantajları

Kompozit dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır.
Dolgunun yapımını takiben hemen cilalanabilirler.
Sadece çürüklerin restore edilmesi için değil, dişlerin rengini ve biçimini değiştirerek, kozmetik işlemler için de kullanılabilir.

 Kompozit Dolguların DezavantajlarıKompozit dolgular tabaka tabaka uygulanır ve özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu nedenle amalgama göre yapımı daha uzun sürer ve daha zordur.
Fiyatı amalgamdan daha pahalıdır.
Her ne kadar son zamanlarda kompozit dolgular oldukça dayanıklı hale getirilse de, amalgam kadar dayanıklı değildir.
Uzun zaman içerisinde renk değişimi görülebilir.
 
Dikkat Edilmesi Gerekenler

Geniş dolgularda ısırırken dikkatli olmak dolgunun ömrünü uzatacaktır.
Kompozit dolgular iyi cilalansalar da, zamanla yiyecek ve içeceklere bağlı olarak renk değişimi görülebilir.
Amalgamda olduğu gibi, dolgunun yapımını takiben 2 saat yemek yememe gibi bir sınırlandırma yoktur.
Aşınma nedeni ile restore edilen dişlerde, çok sert diş fırçası kullanılmamalı ve fırçalama metoduna dikkat edilmelidir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Çekimi

Diş çekimi nedir?

Koruyucu tedavi yöntemleriyle kurtarılmasına imkan olmayan dişlerin ağız içerisinde uzaklaştırılmasıdır.

Diş çekimi öncesinde hasta tarafından bilinmesi ve uygulanması gerekenler:

Herhangi bir sistemik rahatsızlığınız (kalp hastalığı,şeker,yüksek tansiyon,kanama problemi) bulunuyorsa bu hastalığınızı hekiminize bildiriniz.
Bu hastalıklara bağlı olsun ya da olmasın,düzenli kullandığınız ilaçları mutlaka hekiminize bildiriniz.
Diş hekiminizin size çekim öncesinde ve sonrasında verdiği ilaçları düzenli ve saatinde kullanınız.Aklınıza takılan herhangi bir konuda diş hekiminize ulaşmakta tereddüt etmeyiniz.
Diş çekimi yahut cerrahi işlem öncesinde dişlerinizi düzenli fırçalayınız ve antiseptik gargara yapınız.
Diş çekimi esnasında hiçbir şekilde ağrı hissetmeyeceksiniz,buna karşın baskı hissi ve çalışma alanından gelen seslere karşı mümkün olduğunca sakin olunuz.Gerekirse doktorunuzun kontrolünde sakinleştirici kullanabilirsiniz.

Diş çekimi ve cerrahi işlem sonrası uyarılar,yapılması gerekenler:

Ağzınızı en az yarım saat boyunca çalkalamayınız,iki saat boyunca hiçbir şey yiyip içmeyiniz
Diş hekiminizin önerisi doğrultusunda operasyon sahasına dışarıdan soğuk kompres yapınız.
Konulan tamponu yarım saat boyunca sıkıca ısırınız.Çekimi takip eden saatlerde sık tükürmeyiniz. Çekim yarasını kurcalamayınız ve bir gün boyunca üzerinde yemek yemeyiniz.
Diş çekimi sonrasında 6-24 saat boyunca sızıntı şeklinde kanamanız olabilir.Bu kan tükrüğünüze karışıp onu boyar ve size çok kanamanız varmış gibi gelebilir.Endişelenmeyiniz ve çok kanamanız olduğuna kanaat getirirseniz diş hekiminize başvurunuz.
Sıcak şeyler yiyip içmeyiniz.Soğuk ve ılık yiyecek ve içecekler tercih ediniz.Sıcak banyo yapmayınız,sıcak ortamlarda bulunmayınız,güneşte dolaşmayınız.
Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayınız ve ağzınızı temiz tutunuz.çekim bölgesini yumuşak fırçalayınız.
En az 5 gün boyunca sigara içmeyiniz.Sigara çekim bölgesini iyileşmesini geciktirmekte ve enfeksiyona sebep olmaktadır.
Bir hafta boyunca havuza girmeyiniz.
Uyuşukluğun geçmesini takiben ağrınız olursa diş hekiminizin size tavsiye edeceği bir ağrı kesiciyi kullanabilirsiniz.Aspirin kullanmayınız.
Diş hekiminiz tarafından size verilen ilaç ve gargaraları düzenli ve saatinde kullanınız.
Eğer operasyon bölgesine dikiş atıldıysa bir hafta sonra dikişlerinizi aldırmak için diş hekiminize başvurunuz.
Yüzünüzde şişme (kemik cerrahisi hariç), şiddetli ağrı,ve 24 saati geçen şiddetli kanamanız olursa vakit geçirmeden diş hekiminize başvurunuz.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Çürükleri

DİŞ ÇÜRÜĞÜ NEDİR?

Diş çürükleri, dişlerin çiğneme yüzeylerinde kahverengi, siyah gibi koyu renklerde görülen, dişlerin birbiriyle yan yana temas ettikleri ara yüzlerinde ise, ya tebeşirimsi beyaz olarak izlenebilen ya da sadece röntgenle tespit edilebilen, bakterilerin neden olduğu hastalıklardır. Diş çürüklerinin ilerlemesi halinde, dişler üzerinde yiyecek artıklarının buralara birikebileceği oyuklar meydana gelir. Müdahale edilmemesi durumunda önce soğuk ve sıcak yiyecek ve içeceklerde hassasiyet devamında da sürekli ağrı meydana gelir.

 DİŞ ÇÜRÜĞÜ NASIL OLUŞUR?

Ağızdaki sert dokular ve dişler üzerinde, bakteriler, bakterilerin dişe tutunmak için salgıladıkları dekstran ismindeki yapışkan madde ve yiyecek artıklarından oluşan bakteri plağı olarak adlandırdığımız bir tabaka bulunur. Plağın içindeki bakteriler küçük yiyecek artıklarını sindirerek organik asitleri açığa çıkarırlar. Bu asitler, dekstran nedeniyle uzun süre dişle temas ettiği için, dişin minesinin mineral dokusunu çözerek bozulmasına, sonucunda da dişin çürümesine sebep olmaktadır.

 DİŞ ÇÜRÜĞÜ ÖNLENEBİLİR Mİ?

Dişler üzerine yapışan yiyecek artıklarını uzaklaştırmak için, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce, en az 3 dakika süreyle dişleri fırçalamak gerekir. Özellikle diş dizilimi sıkışık olan bireylerde, dişlerin birbirleriyle temas ettikleri yan yüzeylerde biriken yiyecek artıkları düzenli diş fırçalamayla bile yeterince temizlenememektedir. Bu bölgelerde diş çürüğü oluşmaması için günde en az bir kez, fırçalamadan sonra diş ipi kullanılması gerekir.

Florürün çürük önleyici veya çürük oluşumunu azaltıcı etkisi kanıtlandığı için florürlü bir diş macunu kullanılmalıdır. Diş fırçası, üzerinde bakteri birikmeyecek şekilde muhafaza edilmeli ve belli aralıklarla değiştirilmelidir.

Ana öğünler arasında mümkün olduğunca şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı, şekerli yiyecek yendiği zaman ise dişler fırçalanmalıdır. Fırçalama imkanı yoksa, diş dostu amblemi taşıyan sakızlardan çiğnemek uygun olacaktır.

Çocuklar ilk dişlenme döneminden itibaren düzenli diş hekimi kontrolüne getirilerek, gerekiyorsa dişlerin üzerine koruyucu sealant veya flor uygulaması yapılabilir.

En az altı ayda bir düzenli olarak diş hekimi kontrolüne giderek, çürük risk tayini yaptırılabilir. Böylece başlangıç halindeki çürükler büyümeden tespit edilerek, sorun yaratmadan tedavileri yapılabilir.

Dişlerin üzerinde tebeşirimsi beyazlıklar veya kahverengi yada siyah lekeler görüldüğü takdirde, vakit geçirmeden diş hekimine başvurmak gerekir.

Yukarıdaki noktalara dikkat edildiği taktirde, diş çürüğü kesinlikle önlenebilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Beyazlatma

Günümüzde dişlerin görünümü ve gülümseme, sosyal ilişkilerde oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, dişlerdeki renk ve şekil bozuklukları kişide psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Diş hekimliğinde restorotif ve estetik materyallerin gelişmesiyle , bu tip estetik problemlerin bir çoğu ucuz, pratik ve zararsız metodlarla çözümlenebilmektedir.

DİŞ BEYAZLATMA - BLEACHING NEDİR?

Bleaching (diş beyazlatma) işleminde, dişin mine ve dentin tabakalarına nüfuz edilerek bu bölgelerde oluşan renklenmeler kaldırılıp, dişin rengi istenilen tona kadar beyazlatılabilmektedir.

DİŞ BEYAZLATMA - BLEACHING İŞLEMİ NASIL UYGULANIR?

*Diş hekiminiz ağzınızdan ölçü alır. Bu ölçü ile laboratuvarda size özel silikon kalıplar hazırlanır.
*Çene ve diş yapınıza özel olarak hazırlanmış silikon kalıplar ağzınıza adapte edilir ve kontrolleri yapılır.
*Diş hekiminiz dişlerinize uygun beyazlatıcı ilacı seçer ve doz ayarlaması yapar.
*Diş hekiminizin belirlediği zaman süresince (günde 2-8 saat) silikon kalıplar sizin tarafınızdan dişler üzerine takılır. *Genellikle, pratik olduğu için gece uyku süresince takılması tercih edilir.
*Bu uygulamaya, renklenmenin derecesine, istenilen renk tonuna ve hastanın yaşına göre 7-15 gün devam edilir.
*Bu süre zarfında dişhekiminiz düzenli olarak kontrol ederek, gerekirse ilaç dozu, kullanım miktarı ve süresini değiştirecektir. 
 
DİŞ BEYAZLATMA - BLEACHING GÜVENLİ BİR UYGULAMA MIDIR?

Yapılan araştırmalara göre, diş hekiminizin belirteceği hususlara düzenli uyulduğu taktirde, bleaching kesinlikle güvenli bir uygulamadır. Dişlere ve dişetine hiçbir zararı yoktur.

 BEYAZLATMA - BLEACHING TEDAVİSİNİN ZORLUKLARI NELERDİR?

Sigara kullanıyorsanız, slikon plaklar ağzınızdayken sigara içmemeniz gerekmektedir. Tedavi süresince hafif sıcak-soğuk hassasiyeti gelişebilir. Ancak dişler üzerine flor uygulanarak bu problem bertaraf edilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Apsesi

Dişin sinirinin travma, bakteriler ve kimyasal veya mekanik tahrişlerle ölümünü takiben, enfeksiyon kök ucundan çevre dokulara yayılır. Zamanla kök ucu çevresindeki kemikte lokalize bir cerahat toplanması meydana gelir. Bu durum diş apsesi olarak adlandırılır. Zamanla bu cerahat kemiği eriterek kendine bir yol bulur ve dişeti üzerinde içi irinle dolu bir şişliğe dönüşür. Bu aşamadan sonra diş kaybedilebilir.

BELİRTİLERİ

*Dişte bir rahatsızlık meydana gelir, üzerine basıldığında dişin kemiğin içine doğru hafifçe hareket ettiği hissedilir.
*Olay ilerledikçe, kök etrafındaki yumuşak dokularda şişlik meydana geldiği için ağrı artar.
*Zamanla yüzde şişlik meydana gelir. Şişlik dişin ve kemiğin durumuna göre, başlangıç yerinden uzakta olabilir. Bu aşamada diş daha ağrılı, uzamış ve sallanır bir haldedir.
*Mevcut cerahat dokuların en zayıf yerinden kendine bir yol bularak, ağız içine veya ağız dışına akar. Bu nedenle ağızda kötü tat ve koku meydana gelir. Cerahat akmaya başladığında ağrı azalır.
*Hafif ateş ve lenf bezlerinde şişlik olabilir. Genel kırıklık söz konusudur.

TEDAVİSİ

Dişhekiminize gitmeden önce, ağrıyı geçirmek için ağrı kesici alabilirsiniz. Ancak, kesinlikle doğrudan dişinizin veya dişetinin üzerine aspirin, kolonya ve alkol gidi maddeler uygulamayın.

Geçmişte apseli dişler için tek tedavi seçeneği o dişin çekilmesiydi. Bazı durumlarda dişin çekilmesi uygun bir seçenek olsa da, günümüzde apseli dişler çeşitli tedavi yöntemleriyle kurtarılabilmektedir.

Apsenin tedavisindeki ilk adım enfeksiyonu gidermek ve yayılmasını önlemek amacıyla uygun bir antibiyotiğin kullanılmasıdır. Ayrıca ağrıyı gidermek için uygun bir ağrı kesici de alınabilir.

Antibiyotik tedavisi ile enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra, dişin kanalları açılarak temizlenir ve iltihabın boşalması sağlanır. İltihabın boşalması için dişin üzeri bir süreliğine açık bırakılabilir. Şişlik azaldıktan sonra, kanalların içi temizlenir, dezenfekte edilir ve uygun bir geçici kanal dolgu maddesi ile doldurulur. İyileşme gerçekleşene kadar, belirli aralıklarla geçici kanal dolgu maddesi değiştirilerek pansuman yapılır. Bazı durumlarda bu pansumanlarla tam iyileşme sağlanırken, bazen enfeksiyon tam olarak tedavi edilemez. Bu durumda cerrahi bir operasyonla, kök etrafındaki enfekte doku ve bazen kök ucunu içeren küçük bir kısım ortadan kaldırılır.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »