Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri

DENTARTİST  AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Bağdat Cad. No: 389/6 Şaşkınbakkal - Kadıköy - İstanbul
Tel   : 0216 302 63 33
Fax   : 0216 302 83 02
E-mail: info@dentartist.com
web   : www.dentartist.com

ŞİŞLİDENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Kurtuluş Cad. Sümer Palas Apt. No.49-51 Daire:3 Şişli/istanbul/TURKEY
Tel   : 0212 230 23 65
Fax   : 0212 343 44 76
E-mail: sislident@hotmail.com
web   : www.sislident.com

HOSPİTADENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Mahmutbey Cad. No:204 Ateştuğla - Bağcılar/İstanbul
Tel   : 0212 651 2 000
Fax   : 0212 602 0 555
E-mail: iletisim@hospitadent.com
web   : www.hospitadent.com

METROPOLİS AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Karslı Ahmet Cd.Özyurt Sk. 17/1 İçerenköy / İSTANBUL
Tel   : 0216 577 25 00-01
Fax   : 0216 577 25 02
web   : www.metropolisdk.com

MEDİCADENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Mühürdar Caddesi N0:69 Kadıköy 34710 İstanbul
Tel   : 0216 414 99 88 
Fax   : 0216 349 33 56
E-mail: info@medicadent.com
web   : www.medicadent.com

PRODENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Valikonağı Cad. Sorak Apt. 109/5 Nişantaşı - İSTANBUL
Tel   : 0212 230 4635
Fax   : 0212 230 7267
E-mail: prodent@prodent.com.tr
web   : www.prodent.com.tr

CONFI-DENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Büyükdere Cad. Akıncı Bayırı Sk. Somer Apt. No:12/2 Mecidiyeköy - İSTANBUL
Tel   : 0212 274 22 57
Fax   : 0212 266 44 58
web   : www.confi-dent.net

COSMODENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Büyükdere cad. Beytem Plaza Kat:4 80220 Şişli/İSTANBUL
Tel   : 0212 291 15 15
Fax   : 0212 230 53 06
web   : www.cosmodent.com.tr

DENT ACADEMIA AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Sülün sok. No:32 Levent /İstanbul
Tel   : 0212 324 35 60 (pbx)
Fax   : 0212 324 35 61
E-mail: droktay@dentacademia.com
web   : www.dentacademia.com

CADDEBOSTAN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Bağdat Cad. Gökçe Sk. No:11 Caddebostan-Kadıköy-İstanbul
Tel   : 0216 411 33 44
Fax   : 0216 411 30 99
E-Mail: info@caddebostandis.com
web   : www.caddebostandis.com

DENTSU AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Göksu Evleri Palmiye Cad. No:29 Anadoluhisarı - İSTANBUL
Tel   : 0216 465 58 98
web   : www.dentsudis.com

DENTAL ESTHETICS IMPLANT MERKEZİ

Adres : İskele Caddesi Göksu Apt.No;10/2 Caddebostan/Kadıköy/istanbul
Tel   : 0216 360 34 11
Fax   : 0216 411 13 33
E-mail: dentalesthetic-implant@hotmail.com
web   : www.dentalesthetic-implant.com

DENTAGRA AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Büyükdere Cad. Alba İş Hanı No: 67/71 Kat:5 Mecidiyeköy /İstanbul
Tel   : 0212 272 00 88
Fax   : 0212 212 62 34
E-mail: iletisim@dentagra.com
web   : www.dentagra.com

AİLE DENTAL AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Prof. Hulusi Behçet Cd. Zadil Apt. No: 2/1 D:5 Caddebostan - KADIKÖY / İSTANBUL
Tel   : 0216 360 55 70
Fax   : 0216 360 55 80
web   : www.ailedental.com

DENTCARE AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres  : Halaskargazi Caddesi Canik Apt. 51/3 Harbiye Nişantaşı - Şişli / İSTANBUL
Tel/Fax: 0212 247 90 74
E-mail : info@dentcare.com.tr
web    : www.dentcare.com.tr

İMPLADENT AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : Mimar Sinan Cad. No:8 Maltepe - İstanbul 
Tel   : 0216 370 01 87
Gsm   : 0533 314 53 55
E-Mail: impladent@impladent.com.tr
web   : www.impladent.com.tr

İMPLANTMED AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

Adres : E-5 Karayolu Üzeri Eserkent Sitesi Yanı 34590 Bahçelievler - İstanbul
Tel   : 0532 417 51 52
E-mail: dogankontaci@gmail.com
web   : www.implantmed.com

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Yirmi Yaş Dişleri

Sürme zamanı geldiği halde çene kemiği içinde kalarak sürmeyen dişlere gömük dişler adı verilir. Çoğunlukla yirmi yaş dişleri, nadir olarak köpek (kanin) dişleri ve çok nadir olarak da diğer dişler gömük olarak kalabilir.

20 yaş dişleri 17-35 yaşları arasında süren, ikinci azı dişlerinin arkasında yer alan sonuncu dişlerdir. Akıl dişleri olarak da adlandırılırlar. Bu dişlerin ağızda bırakılıp bırakılmama konusu halen tartışmalıdır. Anormal bir pozisyonda olup sürmeyen ve etrafındaki dokulara zarar vermeyen dişlerin çekilmesine gerek yoktur. Bu dişler çene kavisinin dar olması, sürme pozisyonunun yanlış yerde olması, kemiğin o bölgede yoğun olması gibi çeşitli diş sürme problemlerine bağlı olarak çoğunlukla çene kemiği içinde gömülü veya yarı gömülü biçimde kalmaktadırlar.

20 yaş dişleri en fazla sorun çıkaran dişlerdir. Gömülü kaldıkları için iltihaplanmalara, kimi zaman da ağrı gibi herhangi bir belirti dahi vermeden kistlere sebep olabilirler. Ayrıca diğer dişleri öne iterek, dişlerde eğrilik ve çapraşıklığa sebep olabilirler. Ağızda yarı sürmüş durumda bulunan 20 yaş dişleri ise diş fırçası ile tam temizlenemedikleri için çürümeye müsait dişlerdir. Çürük sonucu oluşan ağrı ve ağız kokusu nedeniylede bu dişlerin alınması gerekebilir. Kimi zaman da, hiçbir problem oluşturmadığı halde diş teli takan (ortodontik tedavi gören) veya protez tedavisi gören hastalarda, tedavinin ilerleyişini bozmaması için çekilmeleri gerekir. Bizler 20 yaş dişlerini birer “saatli bombaya” benzetiriz. Uzun bir süre sessiz kalıp aniden yüzde bir şişmeye, çenelerin kilitlenmesine ya da şiddetli bir ağrıya neden olabilirler. Bu nedenle bu tip dişlerin kontrol edilmesi ve gerekli ise çekilmesi gerekir.

Kötü pozisyonlu bir 20 yaş dişi, problem yaratsın ya da yaratmasın çekilmesi gerekir. Bu dişlerin çekimi hasta uyutulmadan, sadece ilgili bölgeyi uyuşturan bir iğne yapıldıktan sonra, küçük bir ameliyatla gerçekleştirilir. Zamanla gömük dişin çene kemiği ile kaynaşma ihtimali bulunduğu için ve yaş ilerledikçe iyileşme daha uzun süreceği için bu ameliyatın ileri yaşlarda yapılması daha zordur. Operasyon sonrası doktorunuzun vereceği uygun antibiyotik, ağrı kesici ve ağız gargarası gibi ilaçların düzgün kullanımı ile ortalama 1 hafta içinde operasyon bölgesi iyileşmektedir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Tükrük

Tükrük ağız içindeki 3 büyük ve çok tükrük bezinden ve çok sayıdaki küçük tükrük bezlerinden salgılanan bir sekresyondur. 1 günde ortalama olarak 1-1.5 litre tükrük salgılanır. Tükrük üretildiği bezlerden kanalcıklar vasıtasıyla ağız boşluğuna taşınır. Bu kanalcıklar dil altında ve üst 1. büyük azı dişlerinin yanak tarafında ağza açılır. Tükrüğün içeriğindeki kalsiyum tuzları nedeniyle ağza açıldığı yerlerde daha fazla diştaşı oluşur.

Tükrük ağız boşluğunun önemli koruyucularından biridir.

*Tükrük ağız boşluğunun yıkanmasını sağlar.
*İçerdiği organik ve inorganik maddelerin koruma potansiyeli mevcuttur.
*Tükrük sürme sonrası dişin olgunlaşması için gerekli olan mineralleri sağlar.
*Yiyeceklerin yumuşatılmasına ve yutulmasına yardım eder.
*İçerdiği bazı enzimler sayesinde antibakteriyel etki oluşturur.
*Dudak ve dil hareketlerini kolaylaştırarak konuşmaya yardımcı olur. Ağzı nemli tutar.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Protezler

Protezler, ağızda çeşitli nedenlerden dolayı kaybedilen dişlerin çiğneme, konuşma gibi fonksiyonlarının ihtiyaçların ve estetik görüntünün yeniden hastaya kazandırılması amacıyla hazırlanan tüm yapay materyallerdir. Genel olarak diş eti hastalıklarının tedavi edilmemesi sonucunda diş ve kemik kaybı meydana gelir.

Protezde, kaybedilen ağız sağlığı düzeltilir. Bu amaçla yitirilen dudak, yanak desteği, konuşma fonksiyonu, çiğneme fonksiyonu ve estetik görüntü geri kazanılır. Eksik yada harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan, gülmeyi unutmuş bireylerin psikolojik açıdan desteklenmesi sağlanır. Protezlerle insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır.

 PROTEZ ÇEŞİTLERİ

Sabit Protezler
Hastanın kendisinin çıkarmadığı kron-köprü gibi yapıştırma protezler.

 Hareketli Protezler
Hastanın kendisinin istediği zaman takıp çıkartabildiği protezlerdir.

Total Protezler: Tüm dişlerin eksik olduğu ağızlara uygulanır.
Parsiyel Protezler: Kısmen dişsiz ağızlara uygulanır. Dişler üzerine gelen tırnaklar ve kancalarla tutuculuk sağlanır.
Hassas Tutuculu Protezler: Kısmen dişsiz ağızlara uygulanır. Kanca gibi dışardan görünen herhangi bir aparatı olmayan estetik protezlerdir. 
 
İmplant Üstü Protezler

Sabit: İmplanttan destek alınarak yapılan köprü veya kronlardır.
Hareketli: Kemik desteği yeterli olmayan ağızlarda tercih edilen implantlardan destek alınarak yapılan total benzeri protezlerdir. 
 
HAREKETLİ PROTEZLERİN TEMİZLİĞİ

Plak, yiyecek artığı ve tartar oluşumunun önüne geçebilmek için protezlerinizin günlük temizlik ve bakımı önemlidir. Protez altındaki dokunun sağlığının idamesi, enfeksiyonların önüne geçilmesi için düzenli bakım şarttır.

Yemeklerden sonra protezinizi suda yıkayarak yiyecek artıklarını uzaklaştırın.
Yatmadan önce su, çeşitli diş macunları yada protez bakım ürünleri kullanarak protezinizi fırçalamalısınız. Fırçalama işleminde aşındırıcı tozlar protez yüzeyine zarar vereceği için aşındırıcı tozlar kullanılmamalıdır. Fırçalama işleminde özel protez fırçaları yada normal diş fırçaları kullanılabilir.
Günlük fırçalamayla birlikte özel efervesan protez temizleme tabletleri kullanılarak kimyasal haftalık ptotez bakımı da yapılmalıdır.
Tüm bu bakıma rağmen uzun zaman zarfında protez içine işleyen lekeler ve tartarlar ancak diş doktorunuz tarafından ultrasonik araçlarla temizlenebilir ve protezinizin cilası yenilenir.
Protezlerinize ilk günkü haliyle uzun süre kullanabilmeniz için, altı ayda bir düzenli olarak doktorunuzu ziyaret etmeyi unutmayınız.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Taşı (Tartar)

Diştaşı-tartar, tükrükteki kalsiyum tuzlarının, bakteri plağı vasıtasıyla dişe yapışması sonucu oluşur. Diş taşının hastalık oluşumundaki ana etkisi, diş etinin iritasyonuna neden olmasının yanısıra, sürekli bakterilerle çevrili olmasından kaynaklanır. Diş taşı, plağın periodontal dokularla yakın temasta kalmasına ve plak temizliğinin mümkün olmadığı alanların oluşmasına neden olur. Diştaşı, diş yüzeylerinin yanısıra protezler üzerinde de oluşabilir.

Diştaşı oluşum yerine göre sınıflandırılır:

Supragingival diştaşı: Dişeti sınırının üzerinde oluşan diş taşıdır ve gözle görülebilir. En fazla üst 1. büyük azı dişlerinin yanağa bakan yüzeylerinde ve alt kesici dişlerin dile bakan yüzeylerinde oluşur. Çünkü bu bölgelerde tükrük kanalları ağza açılmaktadır.

Subgingival diştaşı: Dişeti sınırının altında oluşan diştaşıdır ve gözle görülemez. Supragingival diş taşına göre daha koyu renktedir ve dişe daha sıkı yapışır.

Supragingival ve subgingival diştaşı genellikle birlikte oluşur, ancak biri olmadan sadece diğeri de oluşabilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Plak

Plak, dişlere ve ağız boşluğundaki sert dokulara sıkıca yapışan, yumuşak birikintilerden oluşan, saydam bir tabakadır. Tırnağınız ile dişinizin üzerini kazıyarak plağı farkedebilirsiniz.

Plağın 1 miligramında 500 milyon ile 2 milyar arasında bakteri bulunmaktadır.

Dil, dudaklar ve tükrük, bakterileri yiyecek ve içeceklerle birlikte, dişlerin üzerinden alıp mideye gönderir. Bu nedenle, bakteriler dişe tutunabilmek için, dekstran adında yapışkan bir madde salgılar. Dekstran suya dirençlidir, bu nedenle ağız çalkalandığında plak uzaklaşmaz. Dekstran, ayrıca yenen gıdaların küçük parçacıklarını yakalayarak bakterilere yiyecek temin eder. Sonuç olarak plak, bakteriler, salgıladıkları yapışkan dekstran ve yiyecek artıklarından oluşan bir yapıdır. Plak içindeki bakteriler, küçük gıda artıklarını sindirerek organik asitleri açığa çıkarırlar. Bu asitler dekstran nedeniyle dişle uzun süre temasta kalır. Bu temas çürük oluşumuna davetiye çıkarır.

Plak genellikle dişeti seviyesinde oluşur ve dişetinin iltihaplanmasına neden olur. Plak oluşumu için gerekli olan 24 saat geçmeden, bakteriler diş ve dişetlerine zarar verecek asitleri üretemez. Bu nedenle düzenli olarak plağın temizlenmesi gerekir. Plak temizliği için, dişleri güzde en az iki kez florürlü bir diş macunu ile fırçalamak ve günde bir kez dişipi kullanmak gerekir. Aksi takdirde, plak zamanla diştaşına dönüşür. Diştaşı, plak tabakası gibi diş fırçası yardımıyla diş üzerinden uzaklaştırılamaz, ancak bir diş hekimi tarafından temizlenebilir.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Periodontoloji

Periodontoloji dişleri çevreleyen yumuşak (periodontal ligament, dişeti) ve sert dokuların (kemik, sement) yapısını, bu dokularda meydana gelen hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisini inceleyen dişhekimliği dalıdır.

Dişler, içinde bulundukları alveoler çıkıntı olarak adlandırılan kemiğe direkt olarak bağlanmazlar. Dişlerle kemik arasında, liflerden oluşan, periodontal ligament olarak adlandırdığımız doku bulunur. Periodontol ligament, dişler üzerine gelen kuvvetin çene kemiğine yumuşatılarak iletilmesini sağlar. Bu yapıların üzeri dişeti ile kaplıdır. İşte dişin etrafındaki bu dokular periodontal dokular, olarak adlandırılır ve periodontolojinin kapsamını oluşturur.

 SAĞLIKLI DİŞETİ VE PERİODONTAL DOKULAR

Sağlıklı dişetleri soluk pembe renktedir, mattır ve sıkı kıvamlıdır. Dişeti, boyun bölgesinde dişi bir yaka gibi sarar, diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı şeklinde sonlanır. Sağlıklı dişetleri dişi boyun bölgesinde dişi bir yaka gibi sarar. Diş ile dişeti arasında yaklaşık 1-1.5 mm lik bir aralık bulunur. Bu aralık dişeti oluğu olarak adlandırılır. Periodontal hastalıklar işte bu dişeti oluğundan kaynağını alır. Sağlıklı dişetleri fırçalama sırasında kanamaz.

 DİŞETİ HASTALIKLARI

Dişeti hastalıkları, dişlerinizi saran periodontal dokularda meydana gelen, kronik, bakteriyel enfeksiyonlardır. Çok ileri aşamalara gelmediği sürece ayrıya neden olmazlar. Dişeti hastalıkları ciddi enfeksiyonlar olup, çok uzun yıllar boyunca ağızda kayda değer bir belirti vermeksizin ilerleyebilir ve tedavi edilmedikleri takdirde, çürük olmayan sağlıklı dişlerin bile destek doku kaybı sebebiyle, sallanarak düşmesine neden olabilir. Dişeti hastalıkları bir veya birden fazla dişi birlikte veya ayrı ayrı etkileyebilir.

Dişeti hastalıkları, bakteri plağının dişetinizde enflamasyon oluşturması ile başlar. Hastalığın biraz ilerlemesi ile gingivitis olarak adlandırılan aşamaya gelinir. Bu aşamada dişetlerinde iltihap mevcuttur, ancak iltihap henüz dişi destekleyen kemiğe geçmemiştir.

 Gingivitiste,

*Dişetlerinde fırçalarken kanama mevcuttur.
*Dişetleri kırmızı ve şiştir.
*Dişetlerinin konturları bozulmuştur ve yüzeyi parlaktır.
*Ağrı yoktur.

Eğer hastalık bu aşamada tedavi edilmezse, bir sonraki aşama olan periodontitise dönüşür. Bu aşamada, iltihap dişetinden sonra periodontal ligament ve diş destek kemiğine geçmiştir. Diş ile dişeti arasındaki dişeti oluğu, iltihap nedeniyle derinleşerek periodontal cebe dönüşür. Periodontal cep varlığı hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır.

 Periodontitiste,

*Dişetlerinde fırçalarken veya kendiliğinden kanama mevcuttur.
*Dişetleri kırmızı ve şiştir.
*Dişetlerinin konturları bozulmuştur ve yüzeyi parlaktır.
*Ağızda kötü koku ve tat mevcuttur.
*Hastalık ilerledikçe dişeti çekilmeleri meydana gelir. Dişeti çekilmesi sonucu, dişlerin hassas olan kök yüzeyi açığa çıktığı için, sıcak ve soğuğa karşı hassasiyet meydana gelebilir.

Hastalık tedavi edilmedikçe gelişimini devam ettirir. Dişler sallanmaya ve giderek birbirinden uzaklaşmaya başlar, dişler arasındaki aralıklar giderek artar. EĞER BU AŞAMADA HASTALIK TEDAVİ EDİLMEZSE DİŞLERİNİZİ KAYBEDEBİLİRSİNİZ!!!

 DİŞETİ HASTALIKLARININ TEDAVİSİ

Dişeti hastalıklarının erken döneminde - gingivitis safhasında, tedavi, dişler üzerindeki diştaşı ve bakteri plağının temizlenmesini ve kök yüzeyinin düzleştirilmesini kapsar. Diştaşları ve plak ortadan kaldırıldığında, dişeti hastalığına sebep olan bakteriler de ortamdan uzaklaştırılmış olur. Bu tedavi, genellikle iltihabın ortadan kalkması ve dişetinin dişe tekrar yapışması için yeterli olmaktadır. Ayrıca, hastanın iltihaba neden olan bakteri plağının kontrolü konusunda hekim tarafından bilgilendirilmesi gerekir.

Hastalık periodontitis safhasına ulaşmışsa, tedavideki amaç, periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, periodontal cebin ortadan kalkmasını sağlamak, dişetinin dişe yapışmasını sağlamak için düzgün bir kök yüzeyi oluşturmak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu elde etmektir.

Periodontal tedavi sonrasında hastaların düzenli olarak kontrol edilmesi, oluşan diştaşları ve plağın ortadan kaldırılması gerekir. Ancak periodontal tedavide esas görev hastaya düşmektedir. Tedavi sonucunda elde edilen sağlığın idamesi için, kişinin ağız bakım işlemlerini etkin bir şekilde sürdürmesi gerekmektedir.

 DİŞETİ HASTALIKLARININ SEBEPLERİ

Dişeti hastalıklarının oluşumunda ana etken bakteri plağıdır. Sağlıklı bir ağız için, bakteri plağının ağız bakım işlemleri ile ortamdan uzaklaştırılması gerekir. Eğer plak dişlerden uzaklaştırılmazsa, tükrükteki kalsiyum tuzları plak vasıtasıyla dişlere yapışarak diştaşı oluşumuna yol açar. Dişler üzerinde bakteri plağı yoksa, kalsiyum tuzları dişe yapışamaz.

Plağın içindeki bakterilerin yan ürünleri dişi kemiğe bağlayan periodontal ligamenti etkileyerek, bağların harabiyetine neden olur. Dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Periodontal cep nedeniyle, bakteriler daha derin dokulara kolayca ilerler ve zamanla dişi çevreleyen kemikte de harabiyet başlar.

Bakteri plağının oluşumunda,

Yetersiz ve yanlış fırçalama
Dişipi veya ağız gargarası gibi yardımcı hijyen materyallerinin kullanılmaması
Düzenli olarak diştaşı kontrolünün yapılmaması büyük rol oynar.
 
Dişeti hastalıklarına neden olan diğer etken faktörler şunlardır:

Genetik Etkenler: Dişeti hastalıklarının belli formlarında, genetik eğilimin etkili olduğu belirlenmiştir. Bu tip durumlarda hastalık çok hızlı ilerler ve erken yaşta diş kayıplarına neden olur. Bu nedenle, ailesinde erken yaşta diş kaybı hikayesi olan kişilerin ergenlik döneminden itibaren periodontolog kontrolünde olmasında fayda vardır.

Sistemik Hastalıklar:
Lösemi ve AIDS gibi vücudun bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklarda ve şeker hastalığında dişeti sağlığı olumsuz yönde etkilenir.

İlaç kullanımı:
Bazı ilaçların dişetleri üzerinde olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir.

Hamilelik:
Bu dönemde meydana gelen hormonal değişikliklerden dişetleri etkilenmektedir.
Stres
Dengesiz Beslenme
Sigara Kullanımı

 
DİŞETİ HASTALIKLARINDAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

Dişeti hastalıklarının önlenmesinde en önemli görev, kişinin kendisine düşmektedir. Hastalığın ana etkeni bakteri plağı olduğuna göre, bakteri plağının oluşumunu engellemek esastır. Bunun için, dişlerin ve dişetlerinin düzenli olarak fırçalanması gerekir. Düzenli ağız bakımının yanısıra, düzenli dişhekimi kontrolü de önem taşır. Fırçalama ile plak oluşumunu tamamen önlemek mümkün olmayabilir. Bu durumda oluşan plak ve diştaşları, dişhekimi tarafından temizlenir. Dişhekimi kontrolleri sayesinde, oluşabilecek sorunlar erken safhada teşhis edilmiş olur.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Pedodonti

ÇOCUKLARIN DİŞLERİ NEDEN ÇÜRÜR?

Süt dişlerinin mine ve dentin tabakalarının kalınlıkları, kalıcı dişlerin mine ve dentin tabakalarının kalınlıklarının yarısına eşittir. Ayrıca süt dişleri kalıcı dişlere oranla daha fazla organik madde içerir. Bu nedenle süt dişleri çürümeye daha yatkındır.

Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Küçük bir çocuk için özellikle arka dişlerin temizlenmesi oldukça zordur. Ebeveynlerin ağız ve diş sağlığının korunması ve geliştirilmesi, meydana gelebilecek hastalıklardan korunmak için gerekli uygulamaların öğretilmesi ve bu amaca yönelik uygun davranışların ve alışkanlıkların yerleştirilmesi konusunda çocuklarını eğitmesi gerekir.

Çocuklar çürük oluşumunun erken dönemlerinde görülebilen sıcak ve soğuk hassasiyeti ve hafif ağrı gibi belirtileri zamanında algılayamazlar. Ancak çok şiddetli ağrı meydana geldiğinde farkına varırlar ki, bu durumda çok geç kalınmış olabilir.

Çocuk erken yaşlarda daha çok anne sütü ve mamayla beslenir. O dönemde bebeğin büyüme ve gelişimi aile için daha ön plandadır.

Ebeveynler bebeğin daha iyi besleneceği düşüncesiyle uyku esnasında veya uyku aralarında süte, mamaya şeker yada bal katarak bebeğe verirler. Bunun yanısıra emzik veya biberon bala veya reçele batırılarak bebeğe verilir. Bu ve benzeri uygulamalar çocukta biberon çürüğü oluşumuna neden olur.

 ÇÜRÜK OLUŞUMUNU ENGELLEMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

Günümüzde çürük oluşumunu engelleyebilecek bir aşı veya ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak çürük oluşumunu azaltmaya, diş yüzeyini çürükten korumaya yönelik uygulamalar mevcuttur. Bunlardan ilki flor katılarak diş yüzeyinin güçlendirilmesidir. Dişin oluşum döneminde flor minenin yapısına katılabilir. Bu sayede mine asitlere karşı daha dirençli olur.

Flor alımı için iki yol vardır. Birincisi florun lokal olarak uygulanmasıdır. Lokal uygulama iki şekilde olabilir.

Profesyonel Uygulama: Bizzat dişhekiminin uygulamasıdır. Flor içeren belirli maddelerin dişlere uygulanması ile gerçekleşir.

Kişinin Kendi Uygulaması: Flor içeren diş macunları ve gargaralar kullanılabilir.

Flor alımı için diğer yol florun sistemik olarak uygulanmasıdır. Flor tabletleri veya flor katılmış içme suyunun kullanılması ile gerçekleşir. Sistemik flor kullanımı için mutlaka dişhekimine veya pediadriste danışılmalıdır.

Dişlerde çürük oluşumunu azaltmaya yönelik diğer uygulama sealantlar-fissür örtücülerdir. Dişlerin çiğneme yüzeylerinde fissür olarak adlandırılan girinti çıkıntılar mevcuttur. Diş fırçalama dişlerin fissürlerinde yeteri kadar etkili olamamaktadır. Fissür örtücü olarak adlandırdığımız özel maddeler uygulanarak, fissürlerin kapatılmasıyla çürük oluşumu engellenebilir. Bakteriler asit üretse de fissür örtücüden geçerek dişe ulaşamayacaklardır.

 SÜT DİŞLERİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Pekçok insan süt dişlerini nasıl olsa değişeceği düşüncesiyle önemsemez. Toplam 20 tane olmak üzere süt dişleri, çocuk 12-13 yaşına gelinceye kadar bazı görevleri yerine getirmek için sürer.

Süt dişlerinin birinci görevi besinlerin sindirimine hazırlanmasını sağlamaktır. Çiğneme fonksiyonunu yerine getirerek çenelerin gelişimine yardımcı olurlar. Çiğneme kaslarının çalışması ile çenelerin orantılı olarak gelişmesi sağlanır.

Süt dişleri
özellikle çocuklarda sıklıkla görülen travmalar gibi dış etkenlere karşı alttaki sürekli diş germini korur.
Konuşma ve fonasyon üzerinde etkilidirler. Konuşmanın düzgün gelişimi süt dişlerinin varlığına bağlıdır.

Süt dişleri
kapladıkları alanı kendilerinden sonra gelecek daimi diş için korur ve daimi dişler sürerken ona rehberlik yapar.

Son olarak da süt dişlerinin estetik fonksiyonu vardır. Dişler bir insanın görünümüne büyük katkıda bulunur. Çocuk 6-7 yaşlarında iken ön dişlerini kaybetmeyi diğer arkadaşlarında da gördüğü için normal karşılar. Ancak erken diş kayıplarında psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. 
 
SÜT DİŞLERİ TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Süt dişleri dönemi ve bunu izleyen karma diş dönemi (süt dişleri-kalıcı dişler) gelişimin en aktif olduğu döneme rastlar. Erişkin vücudunun belirlenmesi bu dönemde olur. Bu nedenle gençler ve erişkinler için sürekli diş dizisi ne kadar gerekli ise, gelişimin bu ilk dönemlerinde süt dişleri de aynı oranda önem taşır.

Süt dişleri tedavi edilmediği takdirde pekçok problemler ortaya çıkacaktır.

Yüzeysel çürükler bile temas ettikleri komşu dişleri çürük tehlikesi ile tehdit eder.
Çürük ilerleyip dişin sinirine ulaşır ve zamanla iltihaplanmasına neden olursa, alttan gelecek daimi dişleri etkileyerek çeşitli bozukluklara yol açabilir.
Süt dişleri erken çekilirse, yandaki dişler çekim boşluğuna doğru kayacağı için çekim boşluğu alttan gelen daimi dişin yerleşemeyeceği şekilde kapanır ve çapraşıklık meydana gelir.
Çürük dişler ağız kokusuna ve çocuğun çürük dişin bulunduğu tarafla çiğneme yapamamasına yol açar.
Çocuğun ağrı ile erken yaşta tanışmasına ve ileride bazı fobilerinin oluşmasına neden olabilir. 
 
BİBERON ÇÜRÜĞÜ NEDİR?

Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü yada yapay süt ve mamalar doğal olarak şeker içerir. Bunun yanısıra o dönemde aile için bebeğin gelişimi ön planda olduğun için, daha iyi besleneceği düşüncesi ile sütün veya mamanın içine şeker yada bal katılır. Gece yatmadan önce bebek anne sütü veya biberon emerse, süt veya mama ağızda birikerek uzun süre dişlerle temasta kalır. İçeriğindeki şeker nedeni ile, bu uzun süreli temas sonucu çürük için uygun bir ortam oluşmuş olur. Özellikle uyku öncesi beslenme sonrasında bebeğin ağız temizliğine önem verilmelidir. Beslenmeden sonra su içirilmesi uygun olacaktır.

Biberon çürüğü oluşumunu engellemek için;

*Bebeğinizin gece biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
*Mamanın veya yapay sütün içine bal, şeker gibi tatlandırıcılar katmayın. Ayrıca emziği bala yada reçele batırarak bebeğe vermeyin.
*Bebeğinizi besledikten sonra temiz bir tülbentle ağzını temizleyin.
*Bebek beslendikten sonra su içirin.
*Çocuğunuzda diş çürüğünü azaltmak için;

Dişlerini fırçalarken ona yardımcı olun. Dişler kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce olmak üzere, günde iki kez bir büyüğün denetiminde fırçalanmalıdır.
Çocuğunuzu erken yaşlarda dişhekimine getirin, dişlerine fissür örtücü uygulanmasını sağlayın.
Biberon çürüğü oluşumunu engellemek için biberon kullanımına dikkat edin.
Çocuğunuzun flor almasını sağlayın. Mümkün olan kaynaklardan, içme suyundan, flor tabletlerinden, florlu diş macunları ve gargaralardan ve dişhekimi tarafından yapılacak flor uygulamalarından yararlanın. Ancak florun fazla kullanımı zararlı olduğu için, bu konuda mutlaka dişhekiminize veya pediadristinize danışın.
Çocuklar genellikle öğün aralarında abur cubur yemekten çok hoşlanır. Bu ara öğünlerde alınan şeker ve nişasta çürüğe neden olan bakterileri besler. Bu nedenle çocuğunuzun öğünlerinin düzenli olmasına dikkat etmelisiniz. 
 
ÇOCUKTA İLK DİŞHEKİMİ MUAYENESİ NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

İlk dişhekimi muayenesi çocuğun dişhekimiyle ilk karşılaşması olduğu için hayatında bir basamak teşkil eder. Önceden ilk dişhekimi muayenesinin tüm süt dişleri sürdükten sonra, yani 2.5-3 yaşlarında yapılması gerektiği düşünülüyordu. Ancak yeni literatür bilgilerine göre, çocuklarda çok erken yaşlarda biberon çürüğü görülebildiği için, ilk dişhekimi muayenesinin ortalama 1 yaş civarında yapılmasının daha sonra oluşabilecek komplikasyonları önleyeceği kabul edilmiştir. Bu sayede hem çocukta beyaz önlük fobisi oluşmaz, hem de anne ve babaya çocuğun ağız-diş sağlığı ve beslenmesiyle ilgili faydalı bilgiler verilebilir.

 Anne-Babaya Verilebilecek Öğütler

*Çocuk erken yaşlarda dişhekimine getirilmeli, böylece sorunları olmadan dişhekimiyle tanışmalıdır.
*Dişhekimi ceza amacıyla kullanılmamalıdır.
*Çocuk dişhekimine getirilirken rüşvet verilmemelidir.
*Dişhekiminin yapacağı işlem için çocuğa daha önceden yapılmayacak diye söz verilmemelidir.
*Çocuğun korkusunu yenmesi için onunla alay edilmemelidir.
*Anne-baba kendi korkularını çocuğun önünde belli etmemelidir.
*Dişhekimine gitmeden birkaç gün önce yapılacak işlemler çocuğa anlatılabilir. 
 
FİSSÜR ÖRTÜCÜLER - FİSSÜR SEALANTLAR

Dişlerin çiğneme yüzeylerinde fissür olarak adlandırılan girinti ve çıkıntılar mevcuttur. Çürüklerin başladığı yerler genellikle fissürlerdir. Fissür sealantlar çürük oluşumunu engellemek üzere fissürlere uygulanan, şeffaf veya beyaz renkte akışkan maddelerdir.

 YER TUTUCULAR

Süt dişleri alttan gelen daimi dişlerin baskısıyla köklerinin erimesi sonucu düşer. Fakat bazen süt dişleri bir darbe sonucu veya çürük nedeni ile çekime bağlı olarak zamanından önce kaybedilebilir. Süt dişi erken kaybedildiğinde, her iki yanındaki dişler çekim boşluğuna doğru eğilir, karşı çenedeki dişler bu boşluğa doğru uzar. Bu durumda alttan gelecek sürekli diş için gerekli mesafe kaybedilmiş olur, daimi dişlerde çapraşıklık meydana gelir.

Erken süt dişi kayıplarında, alttan gelen daimi dişin yerini korumak amacıyla yer tutucu olarak adlandırılan apareyler kullanılır. Yer tutucular, komşu dişlerin çekim boşluğuna hareket etmelerini önleyerek sabit kalmalarını sağlar. Yer tutucular pasif apareylerdir, hiçbir şekilde dişlere kuvvet uygulamazlar.

Yer tutucular iki şekilde uygulanır.

Sabit Yer Tutucular: Tek diş eksikliğinde kullanılır. Adından da anlaşılacağı gibi sabittir, hasta çıkartamaz.

Hareketli Yer Tutucular: Birden fazla süt dişi eksikliğinde kullanılırlar. Hasta apareyi takıp çıkartabilir.

 DİŞ ÇIKARMA

İlk diş ortalama olarak 7. ayda çıkar. Ancak bazı çocukların dişleri erken bazılarınınki geç sürer. Bunun hiçbir tıbbi önemi yoktur. Dişlerin sürme zamanında kalıtsal faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

Dişler Çıkarken Neler Olur?

Diş çıkarma belirtileri dişlerin çıkma zamanından 1-2 ay önce ortaya çıkabilir. Bu belirtiler çocuktan çocuğa değişir. Ancak bebeklerde diş çıkarma sırasında genelikle şu belirtiler görülür.

Salya Akıtma: Diş çıkarma döneminde bebekte salya akıtma artar. Çenede veya ağız çevresinde salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak kızarıklık ve çatlaklar görülebilir.

Isırma: Diş çıkaran bir bebek, eline geçen herşeyi ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.

Ağrı: Dişin sürmesi esnasında oluşan baskıya bağlı olarak dişetinde enflamasyon gelişir. Budurum bazı bebeklerde ağrıya neden olabilir. Enflamasyon arttıkça ağrı sürekli bir hal alarak bebeğin huzursuzluk göstermesine neden olur.

Bunların yanısıra bebekte beslenmeyi reddetme, uykusuzluk, ishal ve ateş gibi belirtiler görülebilir.

 Diş çıkarma belirtilerini azaltmak için;

Bebeğe çiğneyebileceği soğuk şeyler verebilirsiniz. Bunun amacı dişetindeki basıncı rahatlatmaktır.
Bebeğe dişlerini kaşıyabileceği şeyler verilebilir. Soğuk yiyecek ve içecekler oda ısısındakilere göre bebeğinizin daha çok ilgisini çekecektir.
Bu uygulamalar yeterli gelmiyorsa doktorunuza danışarak uygun bir ilaç kullanabilirsiniz.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Ortodonti

Ortodonti, dişler ve çenenin normal yapısı ve gelişimi, meydana gelen bozukluklar ve bu bozuklukların tedavisi ile ilgilenen dişhekimliği dalıdır. Diş hekimi olarak amacımız sizi en güzel ve en sağlıklı gülümsemeye kavuşturmaktır. Ortodontik tedavi sizi daha güzel bir gülümsemeye kavuşturur. Bununla birlikte, dişlerin birbirleriyle ilişkilerini düzelterek daha iyi fonksiyon gören dişlere ve çene eklemine sahip olmanızı sağlar.

ORTODONTİNİN KAPSAMI

Ortodontik tedavi süt dişleri döneminde uygulanarak, bu dönemde görülen parmak emme, dudak yeme gibi alışkanlıklara bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ortadan kaldırılır. Böylece iskelet yapıda kalıcı bir bozukluk meydana gelmesi engellenmiş olur.

Karışık dişlenme dönemi de ortodontinin kapsamındadır. Bu dönemde hem süt dişleri hem de kalıcı dişler ağızda bulunur. Süt dişlerinin erken kaybedilmesi ve alttan gelen sürekli dişe rehberlik edememesi durumunda yer darlıkları ortaya çıkar. Ortodonti bu yer darlıklarının giderilmesi ile ilgilenir. Aynı zamanda bu dönemde çene gelişimleri devam etmektedir. Alt ve üst çene gelişiminin birbiriyle uyumlu olarak meydana gelmemesi sonucunda ortaya çıkan çeneler arası uyumsuzluk da ortodontinin kapsamındadır.

Kalıcı dişler döneminde ortodonti diş dizilerindeki bozuklukların düzeltilmesi ile ilgilenir.

Dişeti hastalıklarına bağlı olarak meydana gelen düzensizliklerin tedavisi ve doğuştan eksik olan veya sonradan kaybedilen dişlere bağlı olarak ortaya çıkan düzensizliklerin tedavisi de ortodontinin kapsamına girer.

ORTODONTİK PROBLEMLERİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Ortodontik problemlerin sebepleri kalıtımsal veya sonradan kazanılmış olabilir. Uzun süre emzik ve biberon kullanılması, parmak emme ve dudak ısırma gibi alışkanlıklar ortodontik bozukluklara neden olur.

ORTODONTİSTE NE ZAMAN GİTMEK GEREKİR?

Çene kemiklerine ait bozuklukların oldukça erken yaşta düzeltilmesi gerekirken, sadece dişlerin düzensizlik gösterdiği durumlarda tedavi için zaman vardır. Yetişkinler her yaşta ortodontiste başvurabilir. Ancak artan yaş tedavi süresini uzatır. Erken yaşlarda ortodontiste gidilmesi hemen tedaviye başlanacağı anlamını taşımaz. Çocuk ortodontist kontrolünde olursa, potansiyel bir problem kontrol altında tutulmuş olur. Böylece, en uygun zamanda müdahale edilebilir.

ORTODONTİK TEDAVİ İÇİN YAŞ SINIRI VAR MIDIR?

Sadece dişleri kapsayan bozuklukların düzeltilmesinde yaş sorun değildir. 7 den 70 e her yaşta ortodontik tedavi uygulanabilir yeter ki dişler ve dişetleri sağlıklı olsun. Ancak, yaş arttıkça ortodontik tedavi süresinin arttığı düşünülmektedir.

Eğer bireyin kemik yapısında bir bozukluk söz konusuysa yaş önemlidir; ergenlik çağına kadar tedavi edilmelidir. Çünkü çene gelişimleri tamamlandıktan sonra kemik gelişimine müdahale etmek mümkün değildir. Bu nedenle çene kemiklerini ilgilendiren bozukluklar, ileri yaşlarda ancak ameliyatla düzeltilebilir.

 ORTODONTİK TEDAVİ NASIL UYGULANIR?

Ortodontik tedavi uygulanma şekline göre sabit ve hareketli tedavi olarak ikiye ayrılır:

Sabit Ortodontik Tedavi: Adından da anlaşılacağı gibi hastanın çıkartamayacağı sabit apareylerin kullanıldığı ortodontik tedavi şeklidir. Dişler üzerine braket olarak adlandırılan oluklu bir metal (günümüzde porselen braketler de kullanılmaktadır) yapıştırılır. Bu oluktan bir tel geçer.

Hareketli Ortodontik Tedavi: Hastanın kendisinin takıp çıkartabileceği apareyler kullanılır.

Hareketli tedavi daha çok 6-12 yaş arası çocuklarda uygulanır.

Bazı durumlarda her iki tedavi şeklinin de uygulanması gerekebilir.

 ORTODONTİK TEDAVİ NASIL ETKİ GÖSTERİR?

Gelişim döneminde çene kemiğine kuvvet uygulanarak gelişim yönlendirilebilir, arttırılabilir veya azaltılabilir. Aynı şekilde dişlere de kuvvet uygulanarak, yerleri ve pozisyonları değiştirilebilir. Ortodontik tedavi sırasında kullanılan sabit ve hareketli apareyler, dişlere ve çene kemiklerine kuvvet uygulayarak etki gösterir.

ORTODONTİK TEDAVİ NE KADAR SÜRER?

Ortodontik tedavinin süresi pekçok faktöre bağlıdır. Ancak süreyi etkileyen en önemli faktör, ortodontik sorunun şiddetidir. Diş hekimliğinde uygulanan diğer tedavilerle kıyaslandığında, ortodontik tedavi uzun bir süreci kapsar. Bu nedenle, tedavinin en kısa sürede tamamlanabilmesi için, ortodontistinizin uyarılarını dikkate almalı ve randevularınızı aksatmamalısınız.

ORTODONTİK TEDAVİNİN FAYDALARI NELERDİR?

Dişlerinizde çapraşıklık olduğunda temizlenmeleri zorlaşır. Bu nedenle çürük ve dişeti hastalığı oluşumu riski artar. Ortodontik tedavi bu riski ortadan kaldırır.

Alt ve üst dişler kapanış esnasında birbiriyle kenetlenir. Ancak çapraşıklık mevcutsa, bazı dişler diğerlerine göre daha önce temas eder ve çok daha fazla kuvvete maruz kalır. Bu kuvvete bağlı olarak, dişlerde ve çene ekleminde problemler görülebilir. Ortodontik tedavi ile bu problemlerin meydana gelmesi engellenmiş olur.

ORODONTİK TEDAVİNİN ZORLUKLARI NELERDİR?

Ortodontik tedavi sırasında daha önce yaptığınız herşeyi yapabilirsiniz. Sadece, sakız, asitli içecekler ve sert besinler ortodontik apareylere zarar verebileceği için, yiyecekler konusunda kısıtlamalar söz konusudur. Ayrıca, ortodontik tedavi uzun bir süreci içerdiğinden randevuların aksatılmaması gerekir.

 OROTODONTİK APAREYLERİN DIŞARIDAN BAKILDIĞINDA DAHA AZ FARKEDİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Diş hekimliği teknolojisinde yaşanan gelişmeler sonucunda, günümüzde, dışarıdan bakıldığında daha az farkedilen, diş renginde porselen braketler kullanılabilmektedir. Ayrıca braket dişlerin damak ve dil tarafına yerleştirilerek, dışarıdan bakıldığında hiç farkedilmemesi sağlanabilir.

 ORTODONTİK TEDAVİ SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ortodontik tedaviye başlanmadan önce ağızdaki tüm çürükler ve dişeti hastalıkları tedavi edilmelidir.
Sabit veya hareketli hangi şekilde olursa olsun, ortodontik tedavi sırasında ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Hareketli aparey kullanılıyorsa, yemeklerden sonra aparey çıkartılıp dişler fırçalanmalıdır. Apareyin hijyenine de aynı oranda özen gösterilmelidir. Sabit tedavide kullanılan braketler yiyecek artıklarının birikmesi için oldukça uygun bölgelerdir. Bu nedenle, yemeklerden sonra ortodontik diş fırçaları kullanılarak, braketler ve teller arasındaki yiyecek artıkları özenle temizlenmedilir. Ağız hijyenine dikkat edilmezse, çürüklerin ve dişeti problemlerinin oluşması kaçınılmazdır.
Ortodontik tedavi uzun süren bir tedavidir ve aylık kontroller söz konusudur. Bu nedenle kişinin istekli olması ve randevularını aksatmaması gerekir.
Herhangi bir şekilde kullanılan apareylerde kırılma, kopma veya çıkma meydana geldiğinde, tedavi olumsuz olarak etkilenebileceği için, zaman kaybetmeden ortodontiste başvurmak gerekir.
Pekiştirme tedavisi oldukça önemlidir. Dişlerin aldığı pozisyonu koruyabilmek için bu tedaviye mutlaka uyulmalıdır.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »

Diş Kronları

Kron (tam kaplama) nedir ve niçin kullanılır?

Hasarlı bir dişi yeniden eski haline getirmek için dişe uygulanan bir kaplamadır. Amacı dişi güzelleştirmek, sağlamlaştırmak ve korumaktır. Kuron aşağıdaki durumlarda yapılabilir,

Yeterince diş desteğinin olmaması durumunda büyük bir dolguyu restore etmek için,

Zayıf dişlerin kırılmasını önlemek için,

Bir diş implantına üst yapı olarak,

Kırık, şekli bozuk veya renklenmiş dişleri kaplamak için.

Kron kaplamalar için en uygun malzeme hangisidir?

Sizin için en uygun malzemeyi seçerken, hem görüntü hem de işlev göz önünde bulundurulur. Diş hekiminiz; diş yerleşimi, dişeti dokusunun konumu, gülümsediğinizde görünen dişlerinizin miktarı, dişlerinizdeki renklenmeler ve dişlerinin fonksiyonlarını değerlendirip bu konuda bir karara varacaktır. Kuronlar çeşitli malzemelerden yapılabilir. Bunlar; altın veya daha değersiz alaşımlar, porselen (seramik), akrilik, kompozit veya tüm bunların bir kombinasyonu olabilir. 

Bir kron nasıl yerleştirilir?  

       

Kronlama işlemi birkaç adımda yapılır. Diş hekiminiz, gerektiği şekilde dişiniz üzerinde hazırlık yapar, çürük kısımları varsa temizlenir ve dişin tam bir modelinin elde edilebilmesi için ölçü alınır. Elde edilen modele göre kuronunuz son halini alacaktır. Kron tamamen hazır hale geldiğinde, diş hekiminiz gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra yerine yerleştirecektir. Siz ve diş hekiminiz, görünüşünden ve konumundan memnun kaldıktan sonra kuron daimi olarak yapıştırılır.

Kronların bakımı nasıl yapılır?

Dişlerinizi günde iki defa fırçalamalı ve bir defa da diş ipi ile temizlemelisiniz. Bu temizleme işlemi, bakterilerden oluşan plakları ortadan kaldıracaktır. Bu konudaki en önemli nokta diş ve dişetinizin birleştiği bölgedeki (sulcus) plakların temizlenmesidir. Kuronların kırılmasını veya zarar görmesini önlemek için, sert yiyecek ve nesneleri çiğnemekten kaçınmak gerekir. Yine her durumda olduğu gibi diş hekiminizi rutin olarak ziyaret etmeniz,  kuronların ömrünü uzatacaktır.

Tamamlanmış bir kronun görünümü nasıldır?
         
Diş hekiminizin öncelikli hedeflerinden biri de yapay dişi, doğal dişe mümkün olduğunca benzetmektir. Bunu başarabilmek için renk, şekil, ısırma ve doğal ile yapay dişlerinizin her ikisinin de boyutları göz önüne alınır. Bu faktörlerden herhangi biri görünüşünüzü önemli ölçüde etkileyebilir. Bu işlem sonucunda, nasıl bir görünüm beklediğinizi diş hekiminizle ilk seansta konuşmalısınız.

Posted on Kasım 19th, 2007 by sevinc  |  No Comments »